MENÜ
BIST 100 14.070,98 %0,06
DOLAR 47,2102 %0,07
EURO 53,9336 %0,03
ALTIN 6.138,77 %0,98
FAİZ 41,71 %0,53
BITCOIN 3.090.978 %1,29

ABD Ve İran Çatışması Körfez Sınırlarını Aştı: Altyapılar Vuruluyor

Haziran Mutabakatının Enkazı Üzerinde Yeni Çatışma Dinamikleri

Haziran mutabakatının tamamen işlevsiz kalmasının ardından, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki askeri gerilim yeni bir aşamaya geçti. 17 Temmuz’da Ürdün sınırları içinde gerçekleşen ve İran kaynaklı olduğu belirtilen saldırıda iki Amerikan askerinin hayatını kaybetmesi, bir diğerinin ise kaybolmasıyla Washington cephesindeki toplam kayıp sayısı 16’ya yükseldi. Bu gelişme üzerine askeri misilleme kararı alan Beyaz Saray, İran’ın güney kesimlerinde yer alan köprüleri, elektrik santrallerini, su arıtma tesislerini ve lojistik ağlarını doğrudan hedef aldı.

Gerçekleşen bu yoğun altyapı bombardımanları, çatışmanın sınırlarını askeri hedefler olmaktan çıkararak doğrudan sivil nüfusun yaşam koşullarını zorlaştıran bir boyuta taşıdı. Tahran yönetimi ise bu hamleye Körfez bölgesinde konumlanan Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’deki Amerikan askeri tesislerini hedef alarak karşılık verirken, Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi trafiğine yönelik müdahalelerini de sürdürüyor.

Trump’ın İç Politika Hesapları ve İran’ın Direnç Hattı

Washington’daki karar alıcıların, özellikle de Donald Trump’ın bu tırmanışı 2026 ara seçimleri öncesinde iç kamuoyuna yönelik bir liderlik imajı tahkimatı olarak kullandığı görülüyor. Sandık öncesinde dış politikada hızlı ve pazarlanabilir bir zafer arayan ABD yönetimi, karşısında zayıf bir aktör bulmuyor. Coğrafi derinliği, geniş nüfusu, bölge genelindeki vekil güçleri ve nükleer eşikteki konumuyla İran, Trump’ın son açıklamalarına karşı direnç gösteriyor; bu durum ise Hürmüz üzerindeki kontrol mücadelesine askeri yanıtlar verilmesini zorunlu kılsa da kalıcı bir çözüm sunmuyor.

Tahran’daki Güç Mücadelesi ve Radikallerin Konumu

Tahran cephesinde ise siyasi denklemler oldukça karmaşık seyrediyor. Reformist kanadı temsil eden Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve hariciye bürokrasisinden Arakçi gibi isimler müzakere masasında kalmaya çalışırken, rejim içerisindeki Devrim Muhafızları kökenli radikal unsurların engelleriyle karşılaşıyor. Her türlü diplomatik teması teslimiyet olarak nitelendiren bu sert kanat, düşük yoğunluklu çatışma ortamından besleniyor. Yaşanan ekonomik darboğazı dış tehditlere fatura ederek iç toplumsal muhalefeti kontrol altında tutan radikal kadrolar, bütçe kaynaklarını orduya yönlendirerek kendi meşruiyetlerini tazelemeyi hedefliyor. İki muhalif ismin idam edildiği ülkede, muhafazakar elitler için barış ortamı doğrudan bir güç kaybı anlamına geliyor.

Washington’daki Görüş Ayrılıkları ve Küresel Faturalar

ABD yönetiminin kendi içinde de çatlaklar mevcut. Başkan Yardımcısı JD Vance’in, İsrail’in Lübnan operasyonlarının İran’la yürütülebilecek olası bir mutabakatı sabote ettiğine yönelik çıkışları bu durumun somut bir örneği. Vance, İsrail’in askeri yöntemlerle her sorunu çözemeyeceğini açıkça savunarak diplomasiyi işaret ederken, Trump’ın sahadaki anlık ve sert hamleleri baskın gelmeye devam ediyor. Nihayetinde her iki başkentteki iktidar odakları da bu çatışma dinamiklerini kendi iç siyasi çıkarları için araçsallaştırıyor. Bu stratejik kör dövüşün faturası ise aksayan boğaz trafiği, yükselen petrol fiyatları ve bölgesel istikrarsızlık olarak dünya ekonomisine kesiliyor.

Kaynak: Sabah

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bölge Gündemi

Mobil uygulamamızı indirin, yerel haberleri kaçırmayın!

Gizliliğe genel bakış

Bölge Gündemi olarak, ziyaretçilerimizin kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve sitemizin performansını ölçmek amacıyla çerezler (cookies) kullanıyoruz. Bu panel üzerinden, sitemizde kullanılan çerezlerin kapsamını görebilir ve tercihlerinizi kişiselleştirebilirsiniz.

Kesinlikle gerekli olan çerezler, web sitemizin temel fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için her zaman aktif durumdadır. Diğer çerez gruplarını ise aşağıda yer alan sekmelerden yönetebilirsiniz.